AK Parti Sözcüsü Çelik: İran'a gerçekleştirilen saldırı hukuksuz ve hakkaniyetsiz
Partisinin MKYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Komşumuz İran'a, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuz, hakkaniyetsiz, hukuki meşruiyetten yoksundur, uluslararası hukuka aykırıdır. Nükleer konularla ilgili müzakereler devam ederken diplomasinin, masa kurarak çözüm üretme stratejinin berhava olduğu dönemi gösteriyor" dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
Gündemine ABD ve İsrail'in başlattığı saldırıları ve İran'ın misillemelerini alan Çelik,şunları söyledi:
"BU SALDIRI HAKKANİYETSİZ VE HUKUKSUZ GİRİŞİMDİR"
"Komşumuz İran'a, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuz, hakkaniyetsiz, hukuki meşruiyetten yoksundur, uluslararası hukuka aykırıdır. Nükleer konularla ilgili müzakereler devam ederken diplomasinin, masa kurarak çözüm üretme stratejinin berhava olduğu dönemi gösteriyor.
Diplomasi taktik örtücüsü ya da oyalayıcısı olamaz. Masa kurulmuş iken, Umman'da Cenevre'de yapılmış görüşmelerde iyi noktaya ilerlendiğine dair açıklamalar yapmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir masanın kurulması konusunda yoğun bir gayret ortaya koyarak bunun gerçekleşmesi için Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve diğer taraflarla görüşmeler gerçekleştirdi. Masa böyleyken bu saldırı hakkaniyetsiz ve hukuksuz girişimdir.
"İRAN HALKINA TAZİYELERİMİZİ SUNUYORUZ"
Halen devam ediyor saldırı. İran halkının büyük kayıpları oldu. Bir kız ilkokulu bombalandı. Pek çok öğrenci hayatını kaybetti. Sivil kayıplar oldu. Dini lider, üst düzey askeri ve siyasi yetkililer hayatını kaybetti. İran halkına taziyelerimizi sunuyoruz, kardeş İran halkının yanında olduğunu ifade ediyoruz. Bu saldırının daha acı çekici sonuçlar doğurmamasını, sahici bir şekilde sürecin yürütülmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız biraz evvel Şansölye ile görüştü, bir an evvel çatışmanın durması ve bu çerçevede çözümün masada aranması gerektiğine dairdir.
"HUKUKİ TEMELİ YOK"
BM üyesi bir ülkeye dönük olarak bu şekilde müdahalelerin hukuku temeli yok. BM üyesi egemen ülkenin toprak bütünlüğüne, devlet aygıtına, yöneticilerine saldırılması uluslararası düzen açısından bambaşka aşamaya geçildiğini gösteriyor ki, bu düzenin ortadan kalkması demektir. Bir ülkenin rejiminin bahane edilmesi son derece sübjektif kriterlerle her isteyenin elinde güç varsa önüne gelen ülkeye müdahale etmesi demektir. Rejim değişikliği gibi konuların ne kadar büyük facialara ulaştığı görülmüştür. Küresel düzeye sıçrayacak savaş mekaniğinin çalıştırılması son derece yanlış yaklaşım olmuştur.
"DÜZEN KAVRAMI DİYE BİR ŞEY KALMAYACAK"
Bundan sonra kim masa kuracak, hangi sorunun çözümü için. Mücadele masasının kurulması demek sizin kafanıza düşecek, bomba ya da saldırıdan uzaklaşmak için taktik midir? Saldırının haksızlığı, hukuksuzluğu herhangi bir meşruiyete sahip olmadığı ortadadır. Müzakere süreçleri devam ederken gerçekleşmesi tüm dünya açısından olumsuz sonuçları olabilecek tablo ortaya çıkarmıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası sona erdiği yeni düzen arayışının ortaya çıktığı söyleniyordu. Şimdi görüldü ki düzen kavramı diye bir şey kalmayacak. Bu şekilde ülkelerin hedef alınması demek, İsrail'in güvenliği bahane edilerek, İsrail'in fanatik dış politikasına destek verilmesi bölgeyi istikrarsızlaştırıcı sonuç ortaya çıkardı.
BM üyesi ülkenin yöneticilerine, siyasetçilerine, dini liderine, askeri heyetine suikastlar düzenlenmesi İsrail'e has bu yöntemin uygulanıyor olması, her bakımdan gayrimeşru olduğu gibi, uluslararası hukuka ve düzene dönük olarak tahrip eden girişim ve yaklaşımdır. Böyle bir tablo ortaya çıktığında kurallara dayalı ulusal hukuktan bahsedebilecek? Resmen başka ülkelerin liderlerine suikast düzenlemekle övünen bir ülkeyle karşı karşıyayız. ABD ve İsrail'in saldırısının hukuksuz girişim olmasının yanı sıra BM üyesi ülkesinin yöneticilerinin hedef alınması uluslararası meşruiyet kavramı ile karşı karşıya gelmektedir.
"KİMSENİN REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DAYATMA GİBİ HAKKI YOKTUR"
Dünyada farklı rejimlere sahip AB ya da ABD gibi birçok ülke var. Siz rejim değişikliğini bahane ederek nerede rejim değişikliği için girişim başlatılmışsa o ülkelerde iç savaş çıkmıştır, bölgesel savaşa dönüşecek savaşlara dönmüştür. Maalesef şimdi bunun denendiğini görüyoruz. Bir ülkenin askeri kapasitesini değil topyekûn devlet mimarisinin hedef alınması büyük bir kaosun amaçlanması anlamına gelmektedir. İsrailli yetkililerin, Netanyahu'nun, kabine üyelerinin ifade ettiği şekilde o toplum içerisinde iç savaşa çağırmak çok daha büyük faciaların tetikçisidir. Kimsenin hiçbir ülkeye rejim değişikliği dayatma gibi hakkı yoktur.
İran'da okulların bombalanmasından tutun dini lider Hamaney başta olmak üzere askeri, siyasi yetkililerin hedef alındığı büyük kayıplar ortaya çıktı. Kardeş İran halkına zor zamanlarda dayanışma içinde olduğumuzu iletiyoruz. Kayıplar sebebiyle taziyelerimizi bir kez daha iletiyoruz. İran'ın ABD üslerini gerçekçe göstererek kardeş ülkelerin topraklarına dönük füze saldırıları yapması kesinlikle kabul edilebilir yaklaşım değildir. İran'ın kendisini savunma hakkını bölgesel savaşa dönüştürmeyi net ayrımı yapması gerekir. Bölgesel savaşı tetikleyecek şekilde üçüncü ülkenin topraklarını hedef alınması birilerinin oluşturmaya çalıştığı faciaya yeni boyutlar ekleyecektir.
"MASANIN YENİDEN KURULMASI İÇİN TÜRKİYE EN DOĞRU EV SAHİBİ"
Tüm bu çerçeve içerisinde Türkiye açısından bütün bu gelişmeler yoğun şekilde değerlendiriliyor. Bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğine dair farklı senaryolar çalışılıyor. Ülkemizin tüm bu alanlarda çatışmalardan uzak bölgesel ve küresel barıştan yana tutumu ortadadır. Masanın yeniden kurulması için Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü diplomasiyi herkes duyuyor. Türkiye bunun için en doğru ev sahibidir. Savaşın bölgesel savaşa dönüşme riskinin gündemde olduğunu görebiliyoruz. 4 ana başlıkta takip ettiğimiz konular var.
"İRAN SINIRINDAN BÜYÜK BİR GÖÇLE KARŞILAŞMA DURUMU SÖZ KONUSU OLURSA, DEVLET BİRİMLERİMİZ BUNUNLA İLGİLİ TAM BİR KOORDİNASYON İÇİNDE"
Birincisi Türkiye'nin İran sınırından büyük bir göçle karşılaşma durumu söz konusu olursa, devlet birimlerimiz bununla ilgili tam bir koordinasyon içinde. Gereken hazırlıklar yapılıyor güvenlik riski oluşmaması için. Diğer konu Hürmüz Boğazı, petrol fiyatları ve diğer alanlara etkisi ve birtakım dalgalar bekleniyor. Bu çerçevede ekonomimiz üzerinde etkileri olabilecektir. Geçmişte birçok şokla karşılaşan ekonomimiz tecrübelidir. Kurumlar arası işbirliği çerçevesinde olası krizlere karşı, negatif dalgalanmaları elemine etmek için gereken hazırlıklar yapılıyor. Bu konudaki tecrübemiz güçlü bir şekilde sürdürülüyor.
12 gün savaşları denilen o savaşlarda da gereken birtakım adımlar atılmıştı. Güvenlik denklemi güncellenmişti. Türkiye'nin güvenlik denklemi her bakımdan bu durumla ilgili karşımıza gelecek senaryolar karşısında Türkiye'nin dayanıklılığını ortaya koyacak şekilde güncellenmiştir. Vatandaşlarımızın bulunduğu ülkeler konusu var. Konsolosluklarımız 7 gün 24 saat hizmet vermektedir. Ayrılmak isteyenlere gereken yardım yapılmaktadır."