Bakan Fidan: İran'ın Körfez ülkelerine saldırısı yanlış bir strateji
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran'ın ABD-İsrail'in saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki üsleri vurmasının yanlış olduğunu söyledi. Bakan Fidan, "Körfez ülkelerinin çoğu bu savaştan kaçınmaya çalıştı. İran'ın Körfez ülkelerine saldırısı yanlış bir stratejidir" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fida, TRT canlı yayınında açıklamalarda bulundu. ABD-İsrail-İran arasındaki çatışmalara değinen Bakan Fidan, Tahran'ın Körfez ülkelerine misillemesinin yanlış olduğunu vurguladı.
"KÖRFEZ ÜLKELERİ BU SAVAŞTAN KAÇINMAYA ÇALIŞTI"
Bakan Fidan şunları söyledi: "Körfez ülkelerinin çoğu bu savaştan kaçınmaya çalıştı. İran'ın Körfez ülkelerine saldırısı yanlış bir stratejidir. Çok kritik günlerden geçiyoruz bölgemiz adına, özellikle. Şu ana kadar bölgede son 20 yıldır büyük acılar, savaşlar yaşandı ve son yaşadığımız bu büyük savaş, İran'la olan savaş. Tabii savaşın etkilerine baktığımız zaman İran'la sınırlı kalmıyor. Çok önceden de tahmin ettiğimiz gibi bölgenin tamamına yayılıyor.
İran'ın burada şöyle bir strateji izlediğini görüyoruz: Kendisine yönelik nihai bir saldırı değerlendirmesinde bulunduğu anda 'Ben gidersem bölgeyi de beraberimde götürürüm' stratejisiyle bölgedeki diğer ülkelere, özellikle enerji altyapılarına... İran şunun çok iyi farkında; bölgedeki kritik ülkelerde bulunan enerji altyapılarının dünya ekonomisi için, istikrarı için, enerji güvenliği için ne kadar önemli olduğunu biliyor. Buralara yönelik saldırılarını yapıyor. Kendisi taarruza uğradıkça baskı unsurunu buradan oluşturmaya çalışıyor.
Şimdi tabii savaşın ne kadar süreceği ne olacağı meselesi tartışmalı bir konu, çeşitli değerlendirmelere açık bir konu. Burada önemli olan şu; saldıran tarafların amaçları ne? Neyi hedefliyorlar? Burada iki tane ana amaç kümesi ortaya çıkıyor baktığınız zaman. Birinci kümede; İran'ın sahip olduğu askeri yeteneklerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir askeri profesyonel değerlendirme var. 'Bu amaca ulaşana kadar biz bu harekatı devam ettireceğiz' görüşü var. Diğer taraftan da bir rejim değişikliğini hedefleyen bir askeri harekat perspektifi var.
Şimdi bu iki hedefe göre savaşın süresi değişir, şekli de değişir. Yayılma tarzı, oluşturacağı riskler de değişir; bu ikisi çok farklı konsept. Dolayısıyla biz şimdiden özellikle belli ülkelerle bir araya gelerek belli bir görüş oluşturup, daha kötüye gitmesini nasıl engelleriz, bununla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz.