BM: Dünyada kritik minerallere olan talep artışı jeopolitik rekabeti körüklüyor
Birleşmiş Milletler Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, kritik minerallere olan talebin artışının jeopolitik rekabeti körüklediğini ifade ederek, bu minerallerin ticaretinin 2023 yılında 2,5 trilyon dolara ulaştığını belirtti.
BİRLEŞMİŞ Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, dünyada kritik minerallere olan talep artışının jeopolitik rekabeti körüklediğini belirtti.
DiCarlo, "Uluslararası barış ve güvenliğin korunması" başlığı altında, enerji, kritik mineraller ve güvenlik konularının ele alındığı BM Güvenlik Konseyi'nde konuştu.
Dünyadaki kritik minerallerin, 21. yüzyıl ekonomisinin ana itici güçleri arasında yer aldığını dile getiren DiCarlo, lityum, kobalt ve nikel gibi minerallerin dijital ekonomiyi ve enerji dönüşümünü destekleyen teknolojilerin temelini oluşturduğunu söyledi.
DiCarlo, "Sadece 2023 yılında, ham ve yarı işlenmiş minerallerin ticareti yaklaşık 2,5 trilyon dolara ulaştı. Bu, küresel ticaretin yüzde 10'undan fazlasını temsil ediyor. Talep 2030 yılına kadar üç katına, 2040 yılına kadar da dört katına çıkabilir." dedi.
Ancak, kritik minerallere olan talep artışının jeopolitik rekabeti de körüklediğini aktaran DiCarlo, bu minerallerle ilgili madenciliğin insan hakları ihlalleriyle ve çevresel bozulmayla ilişkilendirildiğini vurguladı.
Kritik minerallerin bulunduğu ülkelerdeki çatışmalara işaret eden DiCarlo, buna örnek olarak kobaltın yüzde 70'inden fazlasının Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde çıkarıldığını gösterdi.
DiCarlo, "Akıllı cihazlarımızı çalıştıran pillerin çoğu bu minerale bağlıdır." dedi.
Myanmar'ın, gelişmiş elektronikte kullanılan yüksek performanslı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak elementlerinde dünyanın en büyük kaynaklarından biri olduğunu belirten DiCarlo, Ukrayna'nın da havacılık teknolojileri ve ileri imalat için önemli olan titanyum ve lityum rezervlerine sahip olduğunu aktardı.
DiCarlo, BM Güvenlik Konseyinin de doğal kaynaklar ve çatışmalar arasındaki bağlantıyı kabul ettiğini ifade ederek, ilgili bölgelerdeki kritik mineral madenciliğinin çatışmaları körüklemeden ulusal hükümetler tarafından sorumlu bir şekilde yönetilmesi gerektiğini kaydetti.