Dervişoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu Açıklaması
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "İran'daki rejime karşı olmak başka şeydir, İran'ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir.
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, " İran'daki rejime karşı olmak başka şeydir, İran'ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir. İran'ın çöküşü, Türkiye'nin lehine bir tablo doğurmaz. Tam tersine bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükler." dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı'nı kutladı.
Sağlık çalışanlarının sorunlarına değinen Dervişoğlu, Türkiye'de birçok genç doktorun çareyi yurt dışında aradığını, sağlık çalışanlarının mesleğini yaparken kendini güvende hissetmediğini öne sürdü.
Dervişoğlu, sağlık çalışanlarının Türkiye'nin en büyük değerlerinden olduğunu vurgulayarak, "Sağlık çalışanlarımızın hak ettiği saygınlığı ve güvenli çalışma ortamını sağlamak, sağlıkta şiddeti önlemek için caydırıcı ve etkili düzenlemeleri hayata geçirmek, sağlık çalışanlarının özlük haklarını iyileştirecek, emekliliğe yansıyan adil ve güçlü bir ücret sistemini kurmak hayal değildir." diye konuştu.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, devam eden savaşın birkaç devlet arasında yaşanan sınırlı bir askeri hesaplaşma olmadığını, günümüzdeki savaşların enerji yollarını, ticaret hatlarını, gıda zincirlerini, sınır güvenliğini ve devletlerin dayanıklılık kapasitesini aynı anda sarsan büyük bölgesel kırılmalara sebep olduğunu belirtti.
Orta Doğu'daki gerilimin Türkiye için de "milli güvenlik, enerji, sınır, devlet kapasitesi ve ekonomik istikrar" meselesi olduğuna dikkati çeken Dervişoğlu, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla ortaya çıkacak sorunlara değindi.
Hürmüz Boğazı'nın önemini vurgulayan Dervişoğlu, "Orası dünya ekonomisinin can damarlarındandır. Petrolün, doğal gazın, taşımacılığın ve uluslararası tedarik zincirlerinin düğüm noktalarındandır. O düğüm sıkıştığında, bunun yankısı yalnız Körfez'de duyulmaz. Türkiye'de de duyulur. Pompadaki fiyat artar, fabrikadaki maliyet yükselir, taşımacılık pahallanır, gübre zamlanır, tarla darbe yer, sofra küçülür, hayat pahalılığı büyür. Sanayici bunu üretimde öder. Emekli, memur, işçi bunu evinin mutfağında öder." ifadelerini kullandı.
Hükümetin "Gelişmeleri izliyoruz, koordinasyon halindeyiz, diplomasi yürütüyoruz" açıklamaları yaptığını ancak ortada cevaplanmadan geçiştirilen birçok soru olduğunu iddia eden Dervişoğlu, "Türkiye'nin stratejik enerji güvenliği planı nerededir? Ham petrol stok politikası ne durumdadır? Doğal gaz fiyat şoklarına karşı koruma mekanizması nerededir? Gıda arzı için olağanüstü tedbir paketi hazırlanmış mıdır? Çiftçiyi, taşımacıyı, üreticiyi, sanayiciyi koruyacak somut devlet planı nerededir?" diye sordu.
Dervişoğlu, enerji arz güvenliğinin Türkiye'nin tali bir ekonomi başlığı olmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Enerji arz güvenliği doğrudan doğruya milli güvenlik başlığıdır. Türkiye stratejik ham petrol stoklarını derhal gözden geçirmelidir. Enerji tedarikinde daha korunaklı, öngörülebilir ve sağlam mekanizmalar kurulmalıdır. Uluslararası piyasa şoklarının tamamı pompa fiyatı olarak milletin sırtına yüklenmemelidir. Akaryakıttaki vergi yükü yeniden ele alınmalıdır. Mevcut ekonomik programın bu fırtınaya dayanamayacağı kabul edilmeli, kırılgan yapı makyajla değil esaslı revizyonla düzeltilmelidir."
Hükümetin tarım politikasını eleştiren Dervişoğlu, çiftçilerin borcunun 1 trilyon 300 milyar lirayı bulduğunu, milli gelirin yüzde 1'inin yani 15 milyar doların tarıma destek olarak verilmesi gerekirken bunun çiftçiden esirgendiğini iddia etti.
Dervişoğlu, çiftçilere verilen gübre, tohum, mazot desteğinin artırılmasını, mazottan KDV ve ÖTV'nin kaldırılmasını istedi.
"İran halkı elbet vatanını savunacaktır"
İran rejimine füze fırlatanların ve rejimin "hürriyet ve insan hakları" gibi bir derdi olmadığını söyleyen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Meseleyi, İran'ı hangi hanedanın yöneteceğine indirgemişlerdir. Buradan hayır çıkmaz. İran halkı elbet vatanını savunacaktır. Ancak o ülkeyi yönetenlerin odağında ne vardır? Rejimleri mi? Milletleri mi? Asıl mesele buradadır. ABD'nin kanlı yayılmacı tarihi, İsrail'in şeytanlıkları ortadadır. Tüm bunlara karşı durmanın yolu nedir? Elbette o devleti önce adaletle idare etmektir. Siyasete, hürriyete imkan vermek, korku ve yoksulluğu milletin kaderi olmaktan çıkarmaktır yani iç cepheyi doğru yol ve yöntemlerle sözde değil özde güçlendirmektir."
İran halkının, ülkesinin geleceğine kendi iradesiyle karar vermesi gerektiğine dikkati çeken Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"İran'daki rejime karşı olmak başka şeydir, İran'ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir. İran'ın çöküşü, Türkiye'nin lehine bir tablo doğurmaz. Tam tersine bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükler. Irak'tan Filistin'e uzanan kırılgan hat daha da genişler. Afganistan-Pakistan çatışmasının etkilerini de yaygınlaştırır. 15 sene boyunca Suriye'de izlediğimizden çok daha büyük ve sonu gelmez savaşları ortaya çıkartır. Yeni terör örgütleri ve ağları meydana gelir. Yeni parçalanma senaryoları sahaya iner. İran rejimini sevmek zorunda değiliz ama İran'ın çöküşünün bölgeyi cehenneme çevireceğini görmek zorundayız. Devlet aklı budur, Cumhuriyet refleksi budur."
Dervişoğlu, son günlerde bazı çevreler tarafından Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak sokulmaya çalışıldığını belirterek, bunu eleştirdi.
Türkiye'ye yönelik tehditlere karşı savunma planının açık biçimde ortaya konulmasını isteyen Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün birçok NATO ülkesi Akdeniz'dedir. Bu süreçte, o ülkeler NATO kapsamında mı oradadırlar? Yoksa İran'a karşı savaş koalisyonu olarak mı hareket etmektedirler. Türkiye NATO'yu toplantıya çağırmalıdır. Bu savaşın sınır boyunda Türkiye vardır. Sormalı, sorgulamalı ve güvenliği adına kırmızı çizgilerini kesinkes ilan etmelidir. Güney ve doğu sınırlarımız boyunca hava savunması erken uyarı ve tehdit tespiti alanındaki zaaflar şeffaf biçimde araştırılmalıdır. Millet, güvenlik başlığında ne yapıldığını bilmelidir."
Dervişoğlu, Orta Doğu'daki gerilimin KKTC'ye olası etkilerine de değinerek, "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda somut ilerleme olmadan, KKTC'nin statüsü güvence altına alınmadan, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarında Kıbrıs Türkü'nün hakkı tescil edilmeden, Güney Kıbrıs lehine hiçbir yeni güvenlik mimarisine onay vermeyin. Yunanistan'ın işportacı girişimlerine de sessiz kalmayın. Türkiye NATO üyesidir. Elinde veto hakkı vardır. Devlet ciddiyeti, masaya elindeki kartı bilerek oturur." dedi.
Dervişoğlu, konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının duruşmalarının canlı yayınlanmasına ilişkin sorusuna, "Suç varsa elbette ki suçlular cezalandırılmalı ama Türkiye'nin hukuk sistemi itibarsızlaştırmaya izin vermemeli. Yargılamanın canlı yayınlanmasını yerinde bulmuyorum. 1960 darbesinden sonra yapılan yargılanmalarda canlı yayınlanmaların nelere vesile olduğunu da kimse unutmamalıdır." yanıtını verdi.